GÖNÜLDEN SÜZÜLENLER
SEN GİTMİŞTİN!
Yalnız kalbimin taht kurabileceği bir saray kurdum ruhuma, mütevazi....Nergis kokularına bezedim odamı, gönlümü gül bahçelerinin rüzgarlarına saldım. Aheste aheste dolansın diye...
Sen gitmişsin :
Dalga beni vurdu denizler içinde fırtına seni savurdu alevler ateşine iskelede dolaşan bendim nasır tutmuş ayaklarımla bütün gece... Sahilde salınan sendin çakıl taşların, serin kumlarınla her esintide....
Martıların kanatlarını okşadım, sabaha kadar gezindim gölgende martıların gözleri acıdı. Martıların gözleri ağladı da ben ağladım. Hiç aydınlanmayan deniz feneri sana inat yaktı ışığını yine sabah oldu...
SEN GİTMİŞTİN!
Şimdiye kadar yaşamıyor gibi yaşadığım hayatın ortasına sürdüm kendimi. Kalabalıkların ortasına yalnız başına ayakta kalabilme sanatını öğrenmesi için sürdüm kendimi...
Cadde başına
Kent ortasına
Mezar sonuna
Kendimi sürgün ettim sonuna!!!!!
İnanması zor sen gitmişsin..! Şimdi eller söyler. Hala güzelmişsin, leylek gibi... Biraz sararmış benzin. Bazı geceler yüreğin kenarda ağlarmışsın hala... Acı türküler okurmuşsun Nevşehir’e .Ama esen hiçbir yelden beni sormazmışsın.
Sen gitmişsin kalkmışım ortalarda
Kalmışım ortalarda
Ortalarda....
SEVDA NÖBETLERİ
Umut Kuşum!
Sessiz sevdalara soyunmuş, gülmeyi unutmuşsam, damlada fırtınalar koparıyor hayata sitem ediyorsam, derdimi sadece kendime saklıyorsam şiir ekiyorsam kalbime ve yanıyorsam için için suç benim mi sadece?
Ben mi istedim senden gelmeni, zalimce davranmanı ben mi istedim söyle ?
Çıkmasaydın karşıma gemilerin limanda beklemesi gibi bekleseydin evinde, gizlenseydin alev alan gözlerimden, baharda çiçek olup açmasaydın, bahçemde düşmeseydin gönlüme.....ne olurdu sanki
Ama seni sevmişsem, gönlüme prens yapmışsam, rüyalarımın güzeli hayallerimin prensi olmuşsan, kalbimin gizemli kapılarını bir bir aralamışsam sevgine buyur etmişsem seni....SUÇ BENİM Mİ SADECE ?
Seni ben mi davet ettim , ben mi çağırdım bu şehre. Bakışların yağmur damlası gibi gönül denizime düştüğünde kalbime alıp o nadide damlayı başka sevgilere kapatmışsam kapılarımı ve eşsiz bir inciye dönüştürmüşsem seni SUÇ BENİM Mİ SADECE ?
“ Sevgilim” diyemiyorsam sana “GÜLÜM ...”
Sana her dakika, her saniye parçalanan bir gönülden bahsetsem, bir dünyadan bahsetsem kimsenin bilmediği yürek yangınlarından, kalp ağrılarından, ruh azabından, beyin çilesinden bahsetsem...Sonra hayal olan bir şehrin caddelerinden bahsetsem, sokakları anlatsam, evleri, insanları, çocukları, hatta çiçekleri anlatsam.....Sevdamı anlatsam sonunda, beni anlayabilir misin bilmem ki?
Sevgiden bahsetsem, duygudan, his coşkunluğundan bahsetsem, “ kalp kalbe karşıdır ” sözünün yalanını ortaya koymaya çalışsam. Ya bana sımsıcak bakan gözlerinin bana düşmanca tavırlarını sergilemeye çalışsam, acaba gücüm yeter mi?
Sılada yaşanan gurbeti, birlikteyken yaşanan ayrılığı, milyonlarca insan arasında çekilen yalnızlığı anlatabilir miyim sana, ANLAYABİLİR MİSİN BENİ!!!!
SEVGİLİM...